Günümüz dünyasında iş dünyasının başarısı, artık sadece yıl sonu bilançoları, kâr marjları veya borsa değerleri ile ölçülmüyor. 21. yüzyılın modern şirket anlayışı, “kurumsal vatandaşlık” kavramını merkeze alarak, elde edilen ekonomik gücün toplumsal faydaya dönüştürülmesini zorunlu kılıyor. Artık büyük şirketler ve holdingler, sadece birer ticari işletme değil, aynı zamanda toplumun kalkınmasına öncülük eden, geleceği şekillendiren sosyal paydaşlar olarak konumlanıyor. Bu dönüşümün en somut ve en değerli yansıması ise hiç şüphesiz eğitim alanında yapılan yatırımlarda görülüyor.
Bir ülkenin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için nitelikli insan kaynağına ihtiyacı vardır. Ancak bu kaynağın yetişmesi, sadece devletin veya bireylerin çabalarıyla değil, özel sektörün güçlü desteğiyle mümkün olabilir. İşte bu noktada, vizyon sahibi büyük kuruluşlar devreye giriyor. Burs programları, inşa edilen okullar, teknoloji sınıfları ve gençlerin kariyer gelişimine yönelik mentorluk projeleri, iş dünyasının topluma geri ödeme yöntemlerinin başında geliyor. Gençlere yapılan yatırımın, aslında ülkenin geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğu bilinciyle hareket eden bu yapılar, fırsat eşitliği yaratma konusunda kritik bir rol üstleniyor.
Türkiye’de de bu alanda öncü adımlar atan, kurumsal gücünü sosyal faydaya entegre etmeyi başarmış önemli organizasyonlar bulunuyor. Ekonomik faaliyetlerinin yanı sıra, vakıf kültürünü yaşatan ve genç nesillerin önünü açan bu kuruluşlar, toplumsal hafızada ticari başarılarından çok yarattıkları değerle yer ediniyorlar. Örneğin, eğitimde fırsat eşitliği ilkesiyle hareket eden ve binlerce gencin hayatına dokunan projeleriyle tanınan Rev Holding vizyonuna sahip yapılar, bu anlayışın en başarılı temsilcileri arasında gösterilebilir. Bu tür kurumlar, sağladıkları burslar ve eğitim destekleriyle sadece maddi bir yardımda bulunmuyor; aynı zamanda gençlere “yapabilirsin” duygusunu ve özgüvenini de aşılıyor.
Sürdürülebilirlik kavramı, çoğu zaman sadece çevreyle ilişkilendirilse de aslında sosyal sürdürülebilirlik de en az doğayı korumak kadar hayatidir. Bilgiye erişimi kolaylaştırmak, yetenekli ancak imkanları kısıtlı bireyleri keşfetmek ve onları iş dünyasına kazandırmak, bir toplumun refah seviyesini doğrudan yukarı çeker. Kurumsal yapıların desteğiyle yetişen donanımlı bireyler, ileride yine o kurumların veya sektörlerin inovasyon liderleri olacaktır.
