Emre Vehbi ALKAN Röportajı

Emre Vehbi ALKAN Röportajı
Emre Vehbi ALKAN Röportajı
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Betül FIRAT: Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Emre Vehbi ALKAN: Mayıs ayında, sıcakta, perşembeyi cumaya bağlayan bir gecede önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının, yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görmemiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken gül yüzünü. Bir saniyenin ne kadar uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken.

Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonrasında babam nakşetti parmaklarının izlerini yüzüme. Sonra amcalar; Neymiş efendim, artık duvarlara yazı yazmamalıymışım.

Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuma bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokatlamak ama. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu.

Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet, ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım. Hep yüreğimden güç aldım. Altmış yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalında. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar. Biliyorum gözlerini bana dikmiş.

      Şişşşşt !!! Aman ha duymasın bizi. Aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi…

Betül FIRAT: Yazmaya nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yazdığınızdan bahseder misiniz biraz?

Emre Vehbi ALKAN: İlkokul 2. sınıftan beri günlük tutuyorum. İlk öğretmenimi anlatan çocukça cümleler kurarak yazdıklarım, benim hayatımda ki miladımdır. O yaştan bu zamana büyüdükçe daha çok gözlemci olmaya başladım. Yaşadıklarımın özetidir aslında yazdıklarım. Sahipsiz mektuplar, Doğmamış çocuğa yazılan hasret türküleri, Sevgili sandıklarımdan yediğim kazıklar ve de en önemlisi hayatın attığı tokatlarlar.

Betül FIRAT: Yayınladığınız kitap sayısı ve konuları nelerdir?

Emre Vehbi ALKAN: Yayımlanan kitaplarımın konusu yaşanmışlıklar ve yaşanmamışlıkların tam bir özeti niteliğindedir.

Betül FIRAT: Yazarken karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Yazmak ve yayınlamak; sizin için hangisi daha zordu?

Emre Vehbi ALKAN: Benim jenerasyondaki yazarların yaşadıklarına denk birkaç zorluklar oldu elbet. Bir şiirimde geçen bir cümle için nezaretle ve de cop la tanıştım. Oysa şiir evrensel bir dildir. Aşkın her dildeki anlamını bilen biriyim. Ama o zamanın amcalarıyla aynı dilde konuşmadığımızdan veya şefkat köyünde yaşamadığımızdan olsa gerek bir deneyim yaşamıştım. Mahpushane notları kitabımda anlatmıştım.

Betül FIRAT: Yazılarınızda sizi besleyen kaynaklar nelerdir, ilham kaynağınız nelerdir; biraz bahseder misiniz?

Emre Vehbi ALKAN: Mahalle kültürüyle büyümüş biri olarak insanların yaşantıları benim en büyük ilham kaynağımdı. Deniz kenarları, martılar, gece ve ayyaşlar bunların arasında sayabileceklerim. Başta da söylediğim gibi yazar hayatı süzgeçten geçirerek eledikten sonra elinde kalanlara yetinmeyi bilendir. Zira o elde kalanlar bir yazarın en büyük hazinesidir.

Betül FIRAT: Kitap okur musunuz? Bulunduğumuz dönemde yayınlanan kitaplarla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Emre Vehbi ALKAN: Cins, içerik ayırmaksızın kitap okurum. Biyografiler benim önceliğimdir. Birinin hayatını okumak en sevdiğim şeydir. Dediğim gibi her kitabı okurum. Bazılarını 3 – 5 kez okuduğumda olmuştur. Ama her okuduğum kitabı aynı kefeye koyar mıyım o tartışılır.

Betül FIRAT: Yazmanın sizin için ne ifade ettiğini öğrenebilir miyiz?

Emre Vehbi ALKAN: Benim hayatımın bir parçası yazmak. İlkokuldan beri günlük tuttuğumu düşünürsek. Yazmadığım gün pek nadir… Ben büyük babamdan öğrendim gülerken küfür etmeyi. Belki de yaşantımdaki yaşanılan tüm olumsuzları bu deneyimle bertaraf etmişimdir.

Betül FIRAT: İyi yazmak için bir formül var mıdır size göre?

Emre Vehbi ALKAN: Yazılan ve kitaplaştırılan her materyal yazanın çocukları gibidir. Ama bazılarına göre ki onlar yaşamı nefes almak bilenler müsriflik veya boşa gayret gibi düşünürler. Oysa yazmak kadar güzel bir şey yoktur hayatta. Yazarlarsa      okursun. Yazmanın formülü insan olmaktır. Şimdi diğerleri insan değil mi diye bir soru gelecektir ama onu da tartışırız…

Betül FIRAT: Yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Emre Vehbi ALKAN: Aslında birçok insanın şiir yazabilme özelliğine sahip olmasına rağmen o yeteneğini ortaya çıkarabilmeme gibi sorunları olduğundan okumayı da köreltirler diye düşünüyorum. Şiir yazanların o konuda bilgi sahibi olmaları çok önemlidir. Kimi yazarların doğuştan yetenekleri olduğunun da altını çizmek isterim.

Betül FIRAT: Buradan okurlarımıza mesajınız nedir, ne söylemek istersiniz?

Emre Vehbi ALKAN: Aslında birçok insanın şiir yazabilme özelliğine sahip olmasına rağmen o yeteneğini ortaya çıkarabilmeme gibi sorunları olduğundan okumayı da köreltirler diye düşünüyorum. Şiir yazanların o konuda bilgi sahibi olmaları çok önemlidir. Kimi yazarların doğuştan yetenekleri olduğunun da altını çizmek isterim.

Emre Vehbi ALKAN Röportajı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir